92406 kayıt bulundu.
1. dışarısı ile olan ilişkilerini kesmek, kimse ile görüşmemek
1. Arkadaşı, hükûmet aleyhine konuşmaya başlayınca Fuat kabuğuna çekilmek lüzumunu duyar ve başını önüne eğip susmasını bilirdi.
1. Arkadaşı, hükûmet aleyhine konuşmaya başlayınca Fuat kabuğuna çekilmek lüzumunu duyar ve başını önüne eğip susmasını bilirdi.
1. içinde bulunduğu güç, olumsuz veya kötü durumdan kurtulup rahatlamak
kabuk bilimi, kabuk böcekleri, kabuk değiştirme, kabuk kahvesi, kabuk yönetim, beyin kabuğu, böcekkabuğu, deniz kabuğu, fındıkkabuğu, limon kabuğu, meyve kabuğu, yer kabuğu
1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır
1. Ağaç kabuğu.
1. Ağaç kabuğu.
2. Meyve kabuğu.
2. Meyve kabuğu.
3. Midye kabuğu.
3. Midye kabuğu.
2. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü
3. gök bilimi , gök bilimi , gök bilimi , gök bilimi , Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman
1. Yer kabuğu.
1. Yer kabuğu.
4. tıp , tıp , tıp , tıp , Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm
5. hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı
1. Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak.
1. Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak.
1. üstünde kabuk oluşturmak, kabuklanmak
1. Hani insanın bir yerinde bir çıban çıkar da kabuk tutar.
1. Hani insanın bir yerinde bir çıban çıkar da kabuk tutar.
2. üstünden zaman geçtiği için etkisi azalmak
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kın kanatlılar takımına giren, kabuğun hemen altındaki odun katını kemirerek oyan ve böylece birçok orman ve meyve ağacının kurumasına yol açan familya
1. isim , isim , toplum bilimi , toplum bilimi , isim , isim , toplum bilimi , toplum bilimi , Kendisini farklılaştırma
1. isim , isim , isim , isim , Antep fıstığı kabuğunun öğütülmüş ve hafifçe kavrulmuşu ile yapılan ve kahveye benzeyen içecek
1. isim , isim , isim , isim , İç yapısı belli olmayan, belirsiz kalan yönetim
1. isim , isim , isim , isim , Kabuklanmak işi
2. jeoloji , jeoloji , jeoloji , jeoloji , Bir lav akıntısı veya bir lav gölü yüzeyinin katılaşması
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kabuk oluşmak, kabuk bağlamak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kabuk durumunu almak, kabuk gibi sertleşmek
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Koşnil
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kabukları yapılarındaki kireçli tuzlar dolayısıyla sertleşmiş olan, solunum aygıtları balıklara benzeyen, çok hücreli hayvanlardan eklem bacaklılar sınıfı
1. Yengeç ve ıstakoz kabuklulardandır.
1. Yengeç ve ıstakoz kabuklulardandır.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabuğu andıran, kabuğa benzeyen, kabuk gibi, kabuğumsu
1. Kabuksu tüyler.
1. Kabuksu tüyler.
kabul günü, kabul kredisi, kabul odası, kabul resmi, kabul salonu, kabul töreni, kabul yeri, hüsnükabul, kayıt kabul, ön kabul, resmikabul
1. isim , isim , isim , isim , Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
1. Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden
1. Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden
2. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma
1. Başımı kaşıyacak vaktim yok. Kabul saatlerine dikkat oluna!
1. Başımı kaşıyacak vaktim yok. Kabul saatlerine dikkat oluna!
3. Sunulan bir şeyi, armağanı alma
4. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama
5. Bir yere alınma
1. Okula kabulüm için dilekçe verdim.
1. Okula kabulüm için dilekçe verdim.
6. ticaret , ticaret , ticaret , ticaret , Akseptans
Lisan : Arapça ḳabūl
Telaffuz : kabu:lü
1. bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak
1. Bu teşhisi ister istemez kabul eden çağdaş Batılı, hastalığın sınırlarını daraltmak ister.
1. Bu teşhisi ister istemez kabul eden çağdaş Batılı, hastalığın sınırlarını daraltmak ister.
2. yanına, katına almak
1. Beni bahçesinde çınar ve dut ağaçlarının gölgesinde kabul etti.
1. Beni bahçesinde çınar ve dut ağaçlarının gölgesinde kabul etti.
3. bir armağanı almak
4. onaylamak
1. kabul edilmek, onaylanmak
1. Vergin'in lakabı da sessizce kabul gördü Galata'nın düğüm düğüm dolaşık semalarında.
1. Vergin'in lakabı da sessizce kabul gördü Galata'nın düğüm düğüm dolaşık semalarında.
1. isim , isim , isim , isim , Ev hanımlarının konuk ağırladıkları belirli gün
1. Bugün benim kabul günümdür, birkaç saat sonra davetliler gelecekler.
1. Bugün benim kabul günümdür, birkaç saat sonra davetliler gelecekler.